İZSİAD Başkanı Alaattin Yüksel:
“İnsanları kentte tutma kapasitemizi güçlendirmeliyiz”
İzmir Sanayici ve İş İnsanları Derneği (İZSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel, TÜİK 2025 İç Göç İstatistiklerinden derlenen verilerin İzmir açısından önemli mesajlar verdiğini belirterek, kentin net göç almaya devam etmesine karşın net nüfus kazanımındaki ivmenin zayıfladığına dikkat çekti. İzmir’in 2025 yılında 106 bin 83 kişi göç alırken 98 bin 728 kişi göç verdiğini, net göçün 7 bin 355 kişide kaldığını vurgulayan Yüksel, bu rakamın 2008–2025 döneminin en düşük net artışı olduğuna işaret etti.
İZSİAD Trend ve Gelecek Araştırmaları kapsamında hazırlanan İzmir Göç Görünümü 2025 çalışması, kentin nüfus hareketliliğini göç nedenleri üzerinden de ortaya koydu. TÜİK verilerinden hazırlanan çalışmada İzmir’in net göç hızının binde 1,63 olduğu ve 81 il arasında 25’inci sırada yer aldığı görüldü.
Verilerin İzmir’in hâlâ güçlü bir çekim merkezi olduğunu ancak bunun tek başına yeterli olmadığını ortaya koyduğunu söyleyen İZSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel, kentlerin rekabet gücünün artık yalnızca nüfus artışıyla ölçülemeyeceğini ifade etti. Yüksel, göç hareketinin niteliğine bakılması gerektiğini belirterek, “İzmir hâlâ Türkiye’nin en önemli üretim, ticaret, eğitim ve yaşam merkezlerinden biri. Ancak artık sadece kaç kişinin geldiğine değil, kimlerin geldiğine, kimlerin gittiğine ve neden gittiklerine bakmak zorundayız. 2008’den bu yana her yıl net göç alan İzmir’de 2025 yılında net artışın 7 bin 355 kişiye kadar gerilemesi üzerinde düşünmemiz gereken bir veridir. İzmir insan çekmeye devam ediyor ama insanları kentte tutma kapasitemizi de güçlendirmek zorundayız” dedi.

Yüksek nüfus hareketliliğinin tek başına olumlu bir gösterge olarak okunmaması gerektiğini ifade eden Yüksel, İzmir’in aldığı ve verdiği göç birlikte değerlendirildiğinde 200 bini aşan büyük bir nüfus dolaşımı yaşandığını söyledi. Kentlerin rekabeti artık yalnızca yatırım çekme rekabeti olmadığının vurgulayan Yüksel,“Aynı zamanda nitelikli insanı, gençleri, girişimcileri, mühendisleri, teknisyenleri ve yaratıcı sektörlerde çalışanları çekme ve kentte tutma rekabetidir. İzmir’in önümüzdeki dönem ekonomik stratejisinin önemli başlıklarından biri de bu olmak zorundadır” diye konuştu.
“Bir kent yalnızca yatırımcıyı değil, çalışanı da barındırabildiği ölçüde rekabetçidir”
İzmir’den ayrılanların yüzde 22,2’sinin daha iyi konut ve yaşam koşullarını gerekçe göstermesinin dikkat çekici olduğunu söyleyen İZSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel, bu oranın Türkiye ortalamasının da 1,6 puan üzerinde olduğuna dikkat çekti. Bununla birlikte daha iyi konut ve yaşam koşulları nedeniyle yaşanan göç hareketinde İzmir’in net bakiyesinin 2 bin 249 kişi ile pozitif kalması, kentin yaşam kalitesi açısından hala çekim gücünü koruduğunu da gösterdi.
Konut erişilebilirliği ve yaşam maliyetlerinin artık doğrudan ekonomik rekabetçilik meselesi haline geldiğini vurgulayan Yüksel, yüksek kira ve barınma maliyetlerinin özellikle gençler ve çalışan kesimler üzerindeki etkisinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Yüksel, “Bir kent yalnızca yatırımcıyı değil, çalışanı da barındırabildiği ölçüde rekabetçidir. Nitelikli bir çalışanın gelirinin giderek daha büyük bölümünü konut, ulaşım ve temel yaşam giderlerine ayırmak zorunda kalması, orta ve uzun vadede kentin işgücü piyasasını da etkiler. Bu nedenle konut politikalarını, ulaşımı ve yaşam maliyetlerini sadece sosyal politikaların değil, İzmir’in ekonomik rekabet gücünün de bir parçası olarak değerlendirmeliyiz” dedi.
İş gücünde İzmir’in çekim gücü korunuyor
Göç verilerinin İzmir açısından umut veren tarafının iş ve istihdam bağlantılı hareketlilik olduğunu ifade eden Yüksel, iş ve tayin gerekçesiyle gerçekleşen göçte İzmir’in net 1 bin 763 kişilik pozitif bakiye verdiğine dikkat çekti.
İzmir’in iş dünyasının bu avantajı büyütmek zorunda olduğunu söyleyen Yüksel, kentin geleneksel sektörlerdeki üretim gücünü yüksek teknoloji, inovasyon ve nitelikli istihdamla desteklemesi gerektiğini belirtti. Yüksel, “İzmir iş ve kariyer olanakları açısından hâlâ insan çeken bir kent. Şimdi yapmamız gereken bu avantajı yüksek katma değerli üretimle büyütmek. Sanayide dijital dönüşümü hızlandıran, yüksek teknoloji yatırımlarını artıran, üniversite ile sanayi arasındaki bağı güçlendiren ve gençlerin burada gelecek kurmasını sağlayan bir ekonomik yapıya ihtiyacımız var. İzmir’in sermayeyi çekmesi kadar nitelikli insan kaynağını çekmesi ve o insan kaynağını kentte tutabilmesi de gelecekteki büyüme kapasitesini belirleyecek” diye konuştu.
İzmir’in göç verilerinin kent için bir alarmdan çok önemli bir erken uyarı olarak okunması gerektiğini söyleyen Yüksel, “İzmir’in cazibesi devam ediyor. Ancak geçmişten gelen avantajlarımızın kendiliğinden süreceğini varsayamayız. Yaşam kalitesi, erişilebilir konut, nitelikli istihdam, teknoloji yatırımları ve güçlü bir kent ekonomisini birlikte ele alırsak İzmir sadece göç alan değil, gelen insanın geleceğini kurmak istediği bir kent olmayı sürdürecektir” dedi.

