Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali
Kındap:
“Ülkemizin ithâl enerji kaynaklarına bağımlılığını hızla
azaltılması ve nihayetinde sonlandırılması gerekiyor.”
“Baz yük konumunda olan tek yenilenebilir enerji kaynağı
jeotermale yatırım yapan tüm firmalarımız, ülkemize çok daha
yüksek seviyede katma değer yaratabilmek için sorumluluk
almaya hazır.”
ABD – İsrail ittifakının İran’a yönelik hava saldırıları beş haftayı geride bırakırken,
dünya, 1973 petrol krizinden sonraki en çetin enerji sınavından geçiyor. Küresel
petrol ve doğalgaz arzının yüzde 20’lik bölümünün devre dışı kaldığı bu süreç, ithal
hidrokarbon kaynaklarına dayalı enerji üretiminin taşıdığı riskleri bir kez daha ortaya
koyuyor.
Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye’nin
%97 oranında ithalata bağımlı olduğu doğalgazın elektrik üretimindeki payının %20
seviyesinde olduğunu hatırlatarak, “İthal kömür ile birlikte düşünüldüğünde elektrik
üretimimizin kabaca üçte biri hâlâ ithâl kaynaklara bağımlı. Son bir buçuk ayda
Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler, enerji güvenliğinin ülkeler için gerçek bir bekâ
sorunu olduğunu ortaya koyuyor. Ülkemizin yenilenebilir enerji yolculuğunda
adımlarını sıklaştırması, ithâl kaynaklara bağımlılığını hızla azaltılması ve
nihayetinde sonlandırılması gerekiyor.” dedi.
// BAZ YÜK KONUMUNDAKİ TEK YENİLENEBİLİR KAYNAK
Jeotermal enerji, baz yük konumunda olan tek yenilenebilir kaynağı olduğunu
vurgulayan Kındap, sektöre yatırım yapan tüm firmaların, Türkiye’ye çok daha
yüksek seviyede katma değer yaratabilmek için sorumluluk almaya hazır olduğunu
söyledi.
Jeotermalin enerji çeşitliliği ve arz güvenliği ile temiz enerji dönüşümü açısından
taşıdığı rolün tüm dünya tarafından kabul edildiğini belirten Kındap, Avrupa Birliği
ülkelerinde jeotermal enerjinin konut ısıtması başta olmak üzere kullanım alanlarının
hızla artış gösterdiğine dikkat çekti.
// İKLİM HEDEFLERİ İÇİN STRATEJİK ÖNEMDE
Bu ülkelerdeki jeotermal kaynak verimliliğinin Türkiye ile kıyaslanmayacak kadar
az olduğuna işaret eden Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Yapılan bilimsel araştırmalar, Avrupa Birliği’ne üye ülkeler arasında 43 bin
megavat (MW) seviyesinde yeni jeotermal kapasite geliştirilebileceğini ortaya
koyuyor. Uluslararası Enerji Ajansı ve enerji alanında çalışan düşünce
2
kuruluşları, bu kapasitenin hayata geçirilmesi halinde jeotermal enerjinin,
AB’de kömür ve gazdan üretilen elektriğin yaklaşık yüzde 42’sini ikame
edebilecek potansiyele sahip olduğunu gösteriyor.
Türkiye olarak biz, Avrupa’nın tümünden daha fazla jeotermal kaynak
potansiyeline sahibiz. Ancak bu kaynak ayaklarımızın altında durduğu sürece
ülkemizin kalkınmasına hizmet etmiyor. Ülkemizin ithal enerji kaynaklarından
uzaklaşması ve temiz enerji dönüşümünde kilit rol üstlenmeye hazırlanan
jeotermal, enerji güvenliği ve iklim hedeflerimiz açısından da stratejik önemde.
// JEOTERMAL KAYNAKLI ELEKTRİK ÜRETİMİ ÜÇ KAT ARTABİLİR
Kındap, Türkiye’nin bugün itibarıyla enerji üretimi, seracılık, konut ısıtması, termal
turizm gibi alanlarda 20 bin Megavat/termal seviyesinde jeotermal kullanımı olduğunu
hatırlattı. Bu seviyenin keşfi yapılmış potansiyelin üçte birinden daha az olduğu
bilgisini veren Ali Kındap, “Halen 1760 MWe olan jeotermal kaynaklı elektrik
üretimimizi üç kat artışla 5 bin MWe’ın üzerine, jeotermal ile ısınan konut
sayımızı 170 binden 1 milyona, 7 bin dönüm olan jeotermal sera alanımızı 100
bin dönüme çıkarılabiliriz.” dedi.
Jeotermal enerjideki kurulu güç artışını sadece sayısal bir büyüme değil, çevresel
etkileri gözeten sürdürülebilir enerji politikalarının bir yansıması olarak gördüklerini
kaydeden JED Başkanı Ali Kındap, Türkiye’nin ‘2053 Net Sıfır’ vizyonuna ulaşması
jeotermal enerjiden ürettiği elektrik enerjisi kurulu gücünü yaklaşık beş kat artırarak
10 bin MW/e seviyesine çıkarması gerektiğinin altını çizdi.
KUTU
RAKAMLARLA JEOTERMAL SEKTÖRÜ
Jeotermal kaynaklı elektrik üretiminde 1758 MW kurulu güç seviyesine ulaşan
Türkiye; potansiyelinin çok altında kalan bu seviye ile dünyanın dördüncü,
Avrupa’nın lider ülkesi konumunda.
Türkiye, enerji üretiminin yanı sıra konut ısıtması, jeotermal seracılık, termal
turizm, jeotermal balıkçılık ve sebze meyve kurutma alanlarında 7 bin MW’ın
biraz üzerinde jeotermal kullanıma sahip.
Maden Tetkik Arama Kurumu (MTA) Türkiye’nin keşfi tamamlanan jeotermal
potansiyelini 62 bin MW/termal olarak açıklarken, Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı verilerine göre Türkiye üçte birinden azına karşılık gelen 19 bin 836
MW/termal kullanıma sahip.
150 bin dönüm jeotermal ısıtmalı sera potansiyeline sahip olan Türkiye, halen
7 bin dönüm jeotermal ısıtmalı seraya sahip. Türkiye, potansiyelinin % 5’i
seviyesinde olan bu kapasite ile dünyada 7’inci, Avrupa’da ise 1’inci sırada
yer alıyor.

