TİBET MAKİNA BAŞKAN YARDIMCISI VE GENEL MÜDÜRÜ TİBET
ARBAK:
“HER İKİ STRATEJİK SEKTÖRDE DIŞA BAĞIMLILIĞIN AZALMASI İLE DAHA GÜÇLÜ VE GÜVENLİ BİR ÜLKEDE YAŞAYACAĞIZ.”
ABD – İsrail ittifakının İran’a yönelik hava saldırılarının enerji sektöründe yarattığı maliyet
artışı 50 milyar doları aşarken, jeopolitik gerilimler stratejik sektörlerde yerli üretim ve tedarik
zincirinin ülkeler için gerçek bir bekâ sorunu olduğunu ortaya koyuyor.
Savunma, havacılık ve enerji başta olmak üzere pek çok sektöre özel alüminyum dişli ve
rulmanları üreten Tibet Makina’nın Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü
Tibet Arbak, savunma, havacılık ve enerji gibi stratejik sektörlerin ekipman ve teknoloji
üretiminde dışa bağımlılığın azalmasıyla Türk milletinin daha güçlü ve güvenli bir ülkede
yaşayacağını vurguladı.
// “YURT DIŞINDA TANIK OLUYORUZ”
Türkiye’nin savunma sanayisinde tüm dünyanın dikkatini yerli sistemleri, insansız hava ve
deniz araçları ile yüksek teknolojiye dayalı üretim kabiliyetleri sayesinde bu alanda bölgesel
güç olma rolünü pekiştirdiğini kaydeden Arbak, bu duruma yurt dışında katıldıkları tüm
organizasyonlarda tanık olduklarını belirtti.
Savunma ve enerji alanlarında sağlanacak yerlilik başarısının Türkiye’nin sadece
ekonomik değil, siyasi ve stratejik gücünü de etkilediğine dikkat çeken Arbak, “Türkiye,
savunma ve enerji alanlarında geliştirdiği yerli üretim kapasitesi ve teknolojik
yetkinlikleriyle bağımsızlığını güçlendirmeye ve küresel rekabette daha güçlü bir
konuma ulaşmaya devam ediyor. Enerji üretiminde ithal kaynaklara bağımlılığın
azalmasıyla ekonomik kırılganlığımız da azalıyor. Enerji bağımsızlığımızın
güçlendirilmesi, sanayimizin üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve rekabet gücünün
artması açısından kritik önem taşıyor. Yenilenebilir enerji tarafında ise yerli ekipman
üretimi, enerji verimliliği ve depolama teknolojileri değer zincirinin her halkasında
ülkemizde konuşlu şirketlerin daha fazla yer alması gerekiyor.” dedi.
Savunma sanayisinde yerlilik oranının yüzde 80’in üzerine çıkmasında, 4 binden fazla
firmadan oluşan ve 100 binin üzerinde istihdam sağlayan savunma ekosisteminin aldığı paya
dikkat çeken Tibet Arbak, şu değerlendirmeyi yaptı:
// “KÜRESEL BARIŞIN DA GÜVENCESİ”
2
“ABD-İran hava savaşında da görüldüğü gibi ülkeler artık sadece silah
sistemleriyle değil tüm endüstriyel ekosistemleriyle sahada yer alıyor. 2025 itibarıyla
10 milyar doları aşan ihracat gerçekleştiren, Tibet Makine olarak bizim de içinde yer
aldığımız güçlü ekosistem, bu yılın ilk üç ayında ihracatını geçen yılın aynı dönemine
göre yüzde 12,1 artırma başarısını gösterdi.
Bu başarı, sanayi altyapımızla tercihler arasındaki güçlü koordinasyonun bir
çıktısıdır. Savunma sanayisi şirketlerimiz, yetkin kadroları ve hızlı uyum sağlayabilen
üretim yapılarıyla bu büyük dönüşümün mimarı ve yaratıcısı oldular. Küresel ölçekte
kayda değer bulduğumuz bu başarıyı, bölgesel ve küresel barışın da güvencesi olarak
görüyoruz.”
KUTU
ENERJİ VE SAVUNMADA DÜNYA
DEVLERİNİN STRATEJİK PARTNERİ
Tibet Makina, savunma sanayinde ürettiği taret rulmanları ve dişlilerinde dünyada kendi
lisansı ve patenti olan az sayıdaki firmadan biri olma özelliği taşırken, kısa adı SAHA olan
Savunma ve Havacılık Kümesi içerisinde birçok savunma sanayi şirketinin stratejik ortakları
arasında yer alıyor.
Rüzgâr enerji santrallerinin en kritik ekipmanlarından olan döner tabla dişlileri ve
rulmanlarını üreten Tibet Makina, bu alanda dünyanın önde gelen santral üreticilerinin
tedarikçileri arasında yer alıyor. Üretiminin yaklaşık yarısını 7 ülkeye ihraç eden Tibet
Makina, üretimini 1998 yılından bugüne Menemen Emiralem’deki tesislerinde sürdürüyor.

