Jeotermal Sektöründen “Süper İzin” Talebi


 Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap:
 “Bazı izin süreçlerinin birlikte ve aynı anda başlatılmasıyla yatırım
sürelerimiz 4-5 yıldan 2-3 yıla inebilir.”
 “Jeotermal sektörü yatırımcısı, çevre mevzuatlarına aykırı hiçbir
girişimde bulunmaz. Talebimiz, rüzgâr ve güneş enerjisinde uygulanan
kolaylaştırıcı mekanizmaların jeotermal yatırımlar için de uygulanması.”
 “Jeotermal enerji, yenilenebilir kaynaklar arasında ‘baz yük’ olma özelliği
taşıyan tek enerji kaynağımızdır.”
Jeotermal kaynaklı elektrik enerjisi kurulu gücünde 1.800 Megavat (MW) seviyesine
ulaşan Türkiye, 2035 yılı enerji hedefleri çerçevesinde, gelecek on yılda kurulu gücünü iki
buçuk kat artırarak 4 bin 500 MW seviyesine çıkaracak.
Yaklaşık 10 milyar dolarlık yatırıma karşılık gelen projeleri hayata geçirecek Türk
jeotermal sektörü; lisans, izin, ruhsat, arazi alımı, imar, Çevresel Etki Değerlendirme, sondaj
gibi süreçlerde sadeleştirme ve mükerrer işlemlerin ortadan kaldırılmasını talep ediyor.
Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, yatırımcıların çevre
mevzuatına aykırı hiçbir girişimde bulunamayacağını vurgularken, sektörün talebinin
mükerrer izinlerin sadeleştirilmesi ve bazı izin süreçlerinin aynı anda başlamasıyla zaman
kaybının engellenmesi olduğunu belirtti.
// “SADELEŞME” TALEBİ
Rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımlarında uygulanan ve kamuoyunda “süper izin” olarak
tanımlanan kolaylaştırıcı mekanizmaların jeotermal enerji sektörü için de uygulanmasını
istediklerini sözlerine ekleyen Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Jeotermal sektörü olarak talebimiz, başta çevre mevzuatı olmak üzere yasal
yükümlülüklerde herhangi bir ayrıcalık tanınması değildir. Rüzgâr ve güneş enerjisinde
çok doğru şekilde uygulanan kolaylaştırıcı mekanizmaların jeotermal yatırımları için de
geçerli olmasını istiyoruz. Jeotermal enerji santralleri Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı’ndan Tarım ve Orman Bakanlığı’na; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği
Bakanlığı’ndan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na kadar çok sayıda Bakanlık ve bağlı
kuruluşla zorunlu olarak temas ediyor.
Talebimiz, yatırımın farklı aşamalarında aynı kuruma defalarca gidilmesini
engelleyen bir sadeleşmenin sağlanmasıdır.

Herhangi bir mevzuat zorunluluğunun ortadan kaldırılmasını değil, aynı kurumla
ilgili mükerrer işlemlerin sadeleşmesi ve eşgüdümlü yapılabilir hâle gelmesini
istiyoruz. Yapı ruhsatları gibi kritik konularda izinlerin Çevre, Şehircilik ve İklim

2

Değişikliği Bakanlığı ya da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı uhdesine alınması da
taleplerimiz arasında bulunuyor.”
// “YATIRIM SÜRESİ 2-3 YILA İNEBİLİR”
JED Başkanı Ali Kındap, jeotermalin yenilenebilir kaynaklar arasında ‘baz yük’
konumunda olan tek enerji kaynağı olduğuna dikkat çekerek, Enerji Piyasası Düzenleme
Kurumu’ndan (EPDK) lisans alan bir jeotermal yatırımcısının santralini devreye alma
sürecinin, en iyimser tahminle 3,5-4 yılı bulduğunu söyledi.
Yatırım süreçlerinde sadeleşmeye gidilmesi durumunda bu sürenin 2 ilâ 3 yıla
inebileceğini sözlerine ekleyen Kındap, Türkiye’deki jeotermal santrallerin, dünyanın kabul
ettiği en yüksek çevre standartlarına sahip olduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan 2035 yılı kurulu güç
hedeflerine jeotermalin 4 bin 500 MW seviyesinde katkı vermesinin hedeflendiğini hatırlatan
Kındap, sektör yatırımcılarının çok daha yüksek seviyede kurulu güç yatırımına imza atmaya
hazır olduğunu vurguladı.
1 Mayıs 2023 tarihli yasal düzenlemeyle jeotermal enerji yatırımlarının Yenilenebilir Enerji
Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamındaki teşvik süresinin 10 yıldan 15
yıla çıkarıldığını, bu süre uzatımının sektör açısından hayati önem taşıdığına işaret eden
Kındap, Türkiye’nin “2053 Net Sıfır” vizyonuna ulaşması için jeotermal enerjide en az 10 bin
MW kurulu güce sahip santral yatırımının devreye alınması gerektiğinin altını çizdi.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir